DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Gök Gürültülü

Kasadaki Hayali Para ve Ortaklardan Hayali Alacaklara Af Geliyor

Geçtiğimiz hafta Cuma günü TBMM’ye verilen ve kısa sürede yasalaşması beklenen  “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”, iş dünyası, STK’lar, vergi mükellefleri ve kamuoyunun büyük bir kısmında karşılık buldu, olumlu karşılandı.

Torba Yasa’da yer alan düzenlemeler, zor bir süreçten geçtiğimiz bugünlerde, işine devam eden, etmek isteyen, işine ve işletmesine sahip çıkan herkese, her işletmeye ilaç gibi gelecek.

Torba’da hayali para ve hayali alacaklar da var

Torba Yasa Teklifi’nde yer alan düzenlemelerden birisi de; kasada gözüken “gerçek dışı nakit para” ve/veya ortaklarca borç olarak çekilmiş gözüken hayali paralar ile bu hesaplarda gösterilmesi gerekirken bazı nedenlerle diğer hesaplarda gösterilerek muhasebeleştirilen tutarlarla ilgili.

Hayali para ve hayali alacakların nedeni belgesiz harcamalar

 

Şirketlerin kasasında yüksek miktarda para tutması günümüz koşullarında hayatın doğal akışına aykırı. Yine, aynı şekilde, şirketlerin ortaklarından alacaklı olarak gözüktükleri tutarların büyük bir kısmı da hayali, fiktif! Şirketlerin ortaklarından gerçekte böyle bir alacakları bulunmuyor.

Peki neden bu şekilde hayali paralar kasa ve ortaklar üzerinde gözüküyor?

Bunun en önemli nedeni, ülkemizdeki şirketlerin büyük bir kısmının aile şirketi olarak kurulmaları ve şirket sahiplerinin bu şirketleri şahıs işletmesi gibi yönetme arzuları. Bu şirketler aile şirketi olmaları nedeniyle de, yapılan gider ve ödemeler için ister istemez ortaklar cari hesaplarını kullanıyorlar. Ayrıca, bu şirketlerden büyük bir kısmının çeşitli nedenlerle belgesiz ödemeleri de olabiliyor. Örneğin; bazı işlerin sonuçlandırılabilmesi için belgesiz ödeme yapılması, satın alınan veya yaptırılan mal ve hizmetler için fatura alınamaması, işçi ücretlerinin düşük gösterilerek aradaki farkın açıktan ödenmesi gibi.

Belgesiz harcamaların artması kasa hesabının sürekli şişmesine neden oluyor. Kasada gerçekte 10 bin TL. olduğu halde, muhasebe hesaplarında 1 Milyon TL. ya da 2 Milyon TL. gözükebiliyor.  Kasada yüksek tutarda para gözükmesi ciddi sorunlara neden olacağı için, uygulamada belgesiz harcama yapıldıkça, şirket ortaklarına borç para verilmiş gibi gösterilerek, “131, 231. Ortaklardan Alacaklar” hesabına ya da diğer hesaplarda (120, 121, 136, 159, 236, 259 no.lu hesaplar gibi) muhasebeleştiriliyor.

Maliye, hayali para ve alacaklardan vergi istiyor

Maliye, kasada yüksek tutarlarda para gözükmesi ile ortakların ortağı oldukları şirketlere yüksek tutarlarda borçlu gösterilmeleri arasında herhangi bir fark gözetmiyor, kasadaki günlük ihtiyaç tutarının üzerindeki paralar ile ortaklardan alacaklar hesaplarında gözüken tutarların, ortaklar tarafından şirketten çekildiğini ve kullanıldığını kabul ediyor, üçer aylık geçici vergi dönemleri itibariyle ortaklarından alacaklı bulundukları tutarlar ile kasada günlük ihtiyaç tutarının üzerinde kalan tutarın toplamı üzerinden adatlandırma suretiyle faiz hesaplanarak ortaklara fatura edilmesini ve yüzde 18 KDV hesaplanmasını istiyor.

Bu şekilde adatlandırma suretiyle faiz hesaplamayan ve fatura kesip KDV uygulamayanları ise korkunç bir son bekliyor. Rahmetli Hocam Prof. Dr. Şükrü KIZILOT‘un yazdığı gibi, Maliye, bu şirketlerden “Bir Koyundan 4 Post” benzeri vergi üstüne vergi, ceza üstüne ceza alıyor.

İstenen 4 post vergisi ne?

Maliye’nin kasadaki hayali paralar ve ortaklardan hayali alacaklar için istediği 4 post vergisi şu şekilde:

1) Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı hükümlerine göre, kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi,

2) Olay kâr dağıtımı kabul edildiği için yüzde 15 stopaj, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi,

3) Gerçek kişi ortaklarda kâr payı ya da temettü nedeniyle gelir vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi,

4) KDV, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi.

Torba yasa ile bu şirketlere ne imkan getiriliyor?

Torba Yasa’da yer alan düzenleme ile, bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükelleflerine; 31 Aralık 2020 tarihi itibarıyla düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini 31 Ağustos 2021 tarihine kadar (bu tarih dâhil) vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirme imkanı veriliyor.

Yüzde 5 ödeyene af

Bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve ortaklardan alacaklar tutarları ile bunlarla ilgili diğer hesaplarda yer alan işlemlerini düzeltmek için beyanda bulunan mükellefler, beyan edilen tutarlar üzerinden yüzde 5  oranında vergi hesaplayacak ve hesaplanan vergiyi beyanname verme süresi içinde ödeyecekler. Torba Yasa’da beyan ve ödeme süresi 31 Ağustos 2021 olarak belirlenmiş durumda.

Yani, 31 Aralık 2020 tarihi itibariyle defter kayıtlarında ve bilançolarda gözüken ama gerçekte, kasada olmayan “nakit para” ve yine gerçekte olmayan “ortaklardan alacaklar”, yüzde 5 vergi ödenmek suretiyle sıfırlanacak, affedilmiş olacak.

Fiilen kasada bulunmayan para ve ortaklardan gerçekte olmayan alacaklara, yüzde 5 vergi ödenmesi karşılığı getirilen bu af, şirketler ve ortakları için büyük bir fırsat. Aslında yapılan bu işlem şirkete kasko sigortası yaptırmak gibi bir şey.  Bu şekilde şirketler haklarında yapılacak muhtemel vergi incelemeleri önleniyor. Çünkü, kasa ve ortaklar cari hesabında yüksek tutarlı paraların gözükmesi, Risk Analiz Sisteminde tanımlanan ve incelenecek mükelleflerin seçiminde dikkate alınan en önemli kriterlerden birisi. Artı, bu düzeltmeyi yapan şirketler, 4 post vergisinden de kurtulmuş oluyorlar! Bu büyük fırsatı kaçırmamak lazım.

Kayıt düzeltmede hangi bilanço esas alınacak?

Beyanda bulunacak şirketlerin, 2020 hesap dönemine ilişkin olarak 2021 Nisan ayında bağlı bulundukları vergi dairelerine verdikleri kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan 31 Aralık 2020 tarihli bilançolarını dikkate almaları gerekiyor. Özel hesap dönemi kullanan mükellefler ise, 2020 yılı içerisinde sona eren hesap dönemlerine ilişkin olarak vermiş oldukları kurumlar vergisi beyannamesi ekinde yer alan bilançolarını esas alacaklar.

Düzeltilen tutarlar ve ödenen yüzde 5 vergi gider yazılabilecek mi?

Bu düzenleme kapsamında ödenecek yüzde 5 vergi, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilemediği gibi, beyan edilen tutarlar ve ödenen yüzde 5 vergi, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmiyor.

Kasa ve ortaklar cari hesap düzeltmesi yapanlara geçmişe dönük kurumlar vergisi ve KDV tarhiyatı yapılabilir mi?

Bu konuda Torba Yasa Teklifinde yer alan düzenleme; “Bu fıkra kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez; beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz.” şeklinde.

Maliye’nin önceki af yasalarında da yer alan bu düzenleme ile ilgili resmi görüşü şu şekilde; “Yapılan beyan ile ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kar dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacaktır.”  Yani, yapılmayacak olan vergi tarhiyatı, kar dağıtımına bağlı stopajla sınırlı. Teklifte kurumlar vergisine ve KDV’ye yönelik olarak tarhiyat yapılmayacağına dair bir düzenleme söz konusu olmadığından, kasa ve ortaklar cari hesabı düzeltmesinden yararlanan şirketlere  geçmişe yönelik adat (faiz) hesaplamadıklarından bahisle inceleme yapabilecek ve ilave kurumlar vergisi ve KDV tarhiyatları yapabilecek. Maalesef, geçmişe dönük böyle bir risk var! Kişisel görüşümüz, önceki yıllarla ilgili olarak kurumlar vergisi ve KDV yönünden matrah artırımı uygulamasından yararlanılarak bu riskin ortadan kaldırılabileceği doğrultusunda.

Bu düzenlemeye yönelik bir kaç öneri

1) Yüzde 5 oranı biraz yüksek kaldı, önceki düzenlemelerde bu oran yüzde 3 olarak uygulanmıştı. Bu oran konusunun gözden geçirilmesinde fayda var.

2) Kanunla getirilen bu düzeltme işlemi genel olarak olumlu olmakla beraber, bazı olumsuz sonuçlara da neden olabilecek nitelikte. Bu olumsuz sonuçlardan birisi de, düzeltme nedeniyle oluşan zararların şirket rasyolarını bozması. Bu husus özellikle kamu ihalelerine giren şirketler açısından büyük önem taşıyor. Çünkü, bu durum söz konusu şirketlerin ihalelere girememelerine neden oluyor, bu ise şirketlerin iflasına ve dağılmasına kadar sonuçlar doğurabiliyor. Hatta, bu zararlar, şirketlerin öz sermayelerini kaybetmesine ve teknik iflaslarına da neden olabiliyor.

Bu nedenle, anılan düzenleme kapsamında düzeltilerek beyan edilen Kasa, Ortaklardan Net Alacak tutarları ile bu hesaplarda yer alması gerekirken çeşitli nedenlerle başka hesaplarda gösterilen tutarların 689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar hesabında zarar gösterilerek muhasebeleştirilmesi zorunlu tutulmamalı, 7143 sayılı Af Yasası düzenlemesinde olduğu gibi isteyen şirketlere bu tutarları bilançolarının aktif kısmının duran varlıklar bölümünde yer alan 296 no.lu hesapta gösterme imkanı sağlanmalı. Bu şekilde, yasanın getirdiği düzeltme imkanından yararlanılması nedeniyle oluşan yüksek zararların olumsuz sonuçları  önlenmiş olacak ve rasyolar da bozulmayacak.

3) Hesaplanan yüzde 5 verginin bir defada peşin olarak değil de, stok düzeltmesinde olduğu gibi ilk taksiti beyanname verme süresi içinde, izleyen taksitler ise beyanname verme süresini takip eden ikinci ve dördüncü aylarda olmak üzere üç eşit taksitte ödenmesine imkan sağlanmalı.

(Kaynak: Abdullah Tolu / Dünya Gazetesi | 24.05.2021)

ETİKETLER: , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.